Karen Armstrong - Tanrı Savunusu
Tehlikeli bir biçimde kutuplaşmış dünyamızda dinin insan
hayatındaki rolünün kapsamlı bir araştırması
Karen Armstrong, Yontma Taş Devri’nden günümüze, Tanrı, Brahman, Nirvana, Allah
veya Tao olarak adlandırılan, insanlığın kutsal bir gerçeklik deneyimi yaşamak
için gösterdiği çabaları detaylarıyla anlatıyor. Yahudilik, Hıristiyanlık, İslam,
Budizm, Hinduizm ve Çin tinselliklerinden örnekler vererek çağımızda dine karşı
azalan ilgiyi ve neden birçok insanın Tanrı’yı umursamadığını veya inancın
faydasını sorguladığını araştırıyor. Neden insanlar Tanrı’ya inanmaz oldular?
Neden ateistler ve teistler Tanrı’yı atalarımızdan çok daha farklı bir biçimde
düşünüyor?
Tüm bu soruları diğer tüm kitaplarının alametifarikası olan derinlik ve engin
içgörüsüyle yanıtlayan Armstrong, değişen dünyanın toplumsal ve bireysel
düzeyde dinin önemini de değiştirdiğini açıklıyor. Ancak Armstrong, dinin
hiçbir zaman insan mantığının çözmesi gereken sorulara yanıt vermekle mükellef
olmadığına da dikkat çekiyor, bunun logos’un görevi olduğunu belirtiyor. Dinin
görevinin “basit açıklamaları olmayan gerçeklerle birlikte yaratıcı, barışçıl
ve hatta neşeli bir hayat yaşamamıza yardım etmek” olduğunu iddia ediyor. Dinin
de kendiliğinden işe yaramayacağını vurguluyor. Dinin uygulamalı bir disiplin
olduğunu, içgörülerinin soyut spekülasyonlardan değil “adanmış entelektüel
girişimlerden” ve “bireyselliğin prizmasından kurtulmamızı sağlayacak merhamet
ve şefkat dolu bir yaşam tarzından” elde edilebileceğini söylüyor.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.