EN SON YAYINLAR

Ferhan Ercan - Dinsel Şiddet


Ferhan Ercan - Dinsel Şiddet

“Yaşamım boyunca üç darbe gördüm. Her darbe sonrasında insan haklarının ayaklar altına alındığına tanık oldum. Yeni suçlar ve suçlular yaratıldı. Genellikle kurbanlar hep yalınkat insanlardı. Çalışmalarımın odağında insan haklarının yer alışı bundan…” “Bu araştırmada temel amaç; dünya genelinde uygulanmakta olan dinsel terörün nedenlerini ve kaynaklarını belirlemektir…

Görülen o ki; tüm dinler toplumsal yapıların en bozuk olduğu süreçlerde ortaya çıkmışlardır. Bu nedenle de düzenleyici işlevler üstlenmişlerdir. Ancak dinlerin statik yapıları dinamik toplumlarla sürgit bir uyum sağlanmasına olanak vermemektedir… Dinsel terörün ortaya çıktığı ortamlar, bölüşüm sorunlarının yoğun olduğu toplumsal yapılardır. Bu nedenle günümüzde dinsel terörün kabarmasını yadırgamamak gerekir.”


















Türey Köse - Yargılı İnfazlar


Türey Köse - Yargılı İnfazlar

Türkiye Tarihinde İdamlar

Ölüm birilerine "yasayla" geldi. Meclis "birilerinin" ölümü için yasa çıkardı. 12 Mart döneminde ve 12 Eylül sonrasında ölüm cezası kararları nasıl görüşüldü? Kimler nasıl oy kullandı? Peki ya infaza tanık olanlar? İnsan, bir infazı nasıl izler? Gözler utançla kapatır mı kendini? Yoksa!..

Ve bir gün "AB hatırına" idam cezası kalktı, geride utancı kaldı... Birilerinin sızlayan vicdanı... Ve giden canların acısı... Tarihe ışık tutan bu kitabı herkesin mutlaka okuması gerekiyor. Türey Köse'nin kitabı, "ölümün tanıklarının" dilinden ve gözünden, yaşama hakkının devlet buyruğu ile yok edildiği o korkunç anları bir kez daha yaşatıyor. Ben kitabı bir solukta okudum. Bittiğinde soluğum kesildi...













Yılmaz Özdil - Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda


Yılmaz Özdil - Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda

Son 10 yılda yaşadığımız her şey

"Beş gazetenin arşivinden 460 bin sayfa taradım. Sırf arşiv taraması 1.5 senemi aldı. İsim Şehir Hayvan ve İsim Şehir Bitki gibi köşe yazılarımdan derleme değil... Sıfırdan yazıldı. 3 Kasım 2002'de başlıyor. Bugüne kadar geliyor. Çıraklık, kalfalık, ustalık diye üç bölümden oluşuyor." 

Yılmaz Özdil, Hürriyet, 30 Temmuz 2013

Bir tablo hayal edin.
Sanat eseri.
Miras. Size ait.
Tuvali, Türkiye coğrafyası.
Boyası, şehit kanı, alın teri.
Her sabah uyanıyorsunuz.
Gururla seyrediyorsunuz.
Ama, birileri her sabah sizden önce uyanıp o tablonun başına geçiyor
ve orasına burasına minik minik fırça darbeleri atıyor.
Her sabah bir minik fırça darbesi.
Usta işi.
Küçük küçük değişiyor tablo.
Aniden değil.
Milim milim.
Alıştıra alıştıra.
Yedire yedire.
Aradan yıllar geçiyor.
Tablo, o tablo olmaktan çıkmış!
Komple değişmiş.
Dedim ya, kanıksamışsınız.
Bakıyorsunuz bakıyorsunuz...
Tablo, hâlâ aynı tablo zannediyorsunuz.
Peki ne yapılabilir?
Fark, nasıl fark edilebilir?
Orijinal'in aslında ne kadar değiştiği...
Ne hale getirildiği...
İlk bakışta nasıl anlaşılabilir?
Tek çare var. Kıyas.
Tablonun ilk haliyle...
Son halini yan yana koymalı.





Erich Fromm - Özgürlükten Kaçış


Erich Fromm - Özgürlükten Kaçış

Çağdaş insan için özgürlüğün anlamı nedir? İnsan neden kendi özgürlüğünü diktatörlerin eline bırakmakta ve bir robot gibi yaşamaya razı olmaktadır? Özgürlüğüne sahip çıkamayan insan, biyolojik olarak bir canlı olmasına karşın, ruhsal açıdan bir robot gibidir. Zihinsel ve coşkusal yetenekleri körelmiştir, canlı değildir artık. Yeni ve kalıcı hiçbir şey üretmez. Yaşama karşı tam bir açlık içinde olmasına karşın uzak durur ondan, kaçar. Çünkü davranışları ve kararları kendisine ait değildir. Onu, dışındaki güçler yönlendirmektedir. Hoşnutluk ve iyimserlik maskesinin altında mutsuz ve endişeli bir insan gizlidir. Çağdaş toplumlarda birey, kendi yazgısıyla başbaşa bırakılmamakta bu da kendisine korku ve güçsüzlükten başka bir şey getirmemektedir. Kendini içinde yaşadığı dünyadan ve toplumdan soyutlamış duran bireyler gittikçe çaresizleşerek yeni diktatörlüklere, totaliter yönetimlere verimli bir zemin oluşturmaktadırlar. İşte Dr. Fromm, bu çok önemli konuyu bilimsel yöntemlerle inceleyerek, herkesin anlayacağı bir dille gözler önüne sermektedir.
















Stephen Jay Gould - Yaşamın Tüm Çeşitliliği


Stephen Jay Gould - Yaşamın Tüm Çeşitliliği
Bu kitap, canlıların evrimi üzerine basmakalıp fikirlerimizi sorgulamakta. Sorgulamayı yapan, 20. yüzyılın en önde gelen Darwin yorumcularından birisi ve 'yaradılış teorisi'ne karşı güçlü polemikleriyle tanınmış bir bilim adamı olan Stephen Jay Gould (1941-2002).

Gould'a göre evrim, en basit canlıların - sonu insana varacak olan - gelişimini anlatmaz. İnsan, evrimin kaçınılmaz bir sonucu değildir. Benzer şekilde karmaşıklığın artışı ve ilerleme de evrimin temel karakteristikleri olarak tanımlanamaz. Kısacası Gould, bu kitapta eleştiri oklarını doğa tarihinin insanmerkezci anlayışına yöneltirken, doğal gerçekliğe dair görüşlerimizi kökten bir şekilde yeniden kavramlaştırmamızı da amaçlıyor.

Erich Hoffer - Kesin İnançlılar


Erich Hoffer - Kesin İnançlılar

Kitle Hareketlerinin Anatomisi

Kesin inançlı" kendi siyasi, dini, felsefi inancının "mutlak gerçek" olduğuna, bunu başkalarına zorla uygulamak gerektiğine bağnazca inanır. Hiç şüphesi, hatta merakı bile yoktur.

Bu yüzden, okumuşlarında bile "cehalet havası sezilir."

Aynı sebeplerle, 'ödünsüz'dür: 'Revizyonizm, değişim, yumuşama, uzlaşma' gibi kavramlara düşmandır. Hatta ılımlılık "tehlikeli"dir, "ihanet"tir. 'DÜŞMAN' onun için bir ihtiyaçtır. Çünkü ancak tehlikeli ve acil bir 'düşman'ın varlığı onun kafasındaki ak - kara şablonuna uyar. Bağnazlık ve paranoya birbirini tamamlar.Öyle bir "düşman" ki, "her şeye kadir ve her yerde hazır" olmalıdır. Her yere sızan, sinsi planlar yapan, bizleri uyutan, bizden akıllı düşmanlar!

En heyecan verici iç düşmanlar 'dış güçler'e 'emperyalizm'e, 'beynelmilel Yahudi'ye bağlı olanlardır: "İdeal bir düşmanın yabancı olması gerekir, yerli düşmanın yabancı soydan geldiği iddia edilmelidir..." 'Kesin inançlı'nın sağcı solcu, dinci laikçi olması fark etmez. 'Aydınlanma Devrimi' denilen Fransız Devrimi "yeni bir din" olmuş, "orak çekiç, gamalı haç putlaştırılmıştı.

Bütün bağnazlar, birbirlerinin zıt benzeridir. "Asıl iki zıt kutbu oluşturanlar aşırılarla liberallerdir."

Çağımızda iç barışı ve toplumsal rasyonelleşmeyi sağlayan asıl faktörün liberal değerler olması bir tesadüf değildir.

Dünyadaki bütün kötülükler, birilerinin başkalarının iyiliği için hareket etme hakkını kendinde görmesiyle başlar.

Ergun Hiçyılmaz - İpsiz Recep


Ergun Hiçyılmaz - İpsiz Recep

Birdiler... İki oldular...

Üç ve dört ve beş ve on ve bin oldular... Sonra yüz bin ve milyon olacaklardı.

Büyük gürültüler içinde bir sessizlik miydi? Kalabalıkta bir yalnızlık mı yoksa? Ya da büyüyüp büyüyüp, karanlığa düşen bir aydınlık mı? Yarattığı efsaneye, öylesine mütevazılık örtüsü çekmiş ki, kaldırdığımızda sislerle kaplı dünle karşılaşıyorsunuz.

İp'e uzanmış boynunu hiç bükmeyen ve asla baş eğmeyen bir deli fişek... Başkaları için yaşayıp, ülke istiklalini, kendi istikbaline yeğ tutmuş tam bir Eski zaman Bey'i...

Öfkesi kadar gönül alma özelliği de vardır. Siyasete bulaşmamış, kaldırdığı başını, çok fırsatlarla karşılaşmasına rağmen müreffeh hayat'a hiç eğmemiştir.




















Oral Çalışlar - İslamda Kadın ve Cinsellik


Oral Çalışlar - İslamda Kadın ve Cinsellik

Kitabımı, İslamiyetin kadın ve cinselliğe bakışı ile sınırlı tuttum. Bu konudaki şüphesiz ilk kitap bu değil. Fakat bugüne kadar yazılanlardan belki önemli farkı, İslamiyet övmek veya yermek gibi özel bir amacının olmaması. Çünkü incelediğim kaynakların hemen tümünde böyle bir açmaza rastladım. İslamcı yazarlar, İslamın tezlerini haklı çıkarabilmek ve ideolojik tutumlarını karşı tarafa kabul ettirebilmek için özel bir övme çabasına girişmişler ve bugün kabul edilemeyecek birçok düşünceyi eskilerin deyimiyle tevil etmeye, gözden uzak tutmaya gayret etmişler. Bu tutumlarını tamamen anlıyorum, ama böyle davranmanın bir işe yaramayacağını düşünüyorum. Diğer yandan Batılı Hristiyan bakış açısı da, İslamiyeti anlamamış ve kendi konumunu haklı gösterebilmek amacıyla İslamiyetin Hristiyanlıktan daha geri bir din olduğunu kanıtlamaya çaba göstermiş.





















Özdemir Asaf - Kırılmadık Bir Şey Kalmadı


Özdemir Asaf - Kırılmadık Bir Şey Kalmadı

Özdemir Asaf'ın Kırılmadık Bir Şey Kalmadı'da bir araya getirilen aforizma niteliğindeki 'etikalar'ı, anı-deneme türünde yazıları ve öyküleri en az şiirleri kadar etkileyici, sıra dışı ve şaşırtıcı.

'Kimbilir kaç yıllık büyücek bir defter. İçinde aforizma, şiir, öykü taslakları, tasarımları, bir sürü düş ve düşünce kırıntısı. Ben hep öyle yaptım. Şiirlerimin, öykülerimin, aforizmalarımın, günlük notlarımın ayrı defterleri olmadı. Kiminin altına tarih koymuşum, saat bile koyduklarım var.'

PDF İNDİR



















Erdoğan Aydın - İslamiyetin Ekonomi Politiği


Erdoğan Aydın - İslamiyetin Ekonomi Politiği

İslamiyet Gerçeği 4

İslamiyet'in "âdil", "fakiri gözeten", "ekonomik kriz üretmeyen", "emeği yücelten" ve "üretimi geliştiren" bir sistem öngördüğünü, dolayısıyla yaşanagelen ağır adaletsizliğe karşı en uygun seçeneğin şeriat olduğu fikri yaygın bir şekilde iddia edilmektedir.

Peki ama İslamiyet'in âdil ve günümüz koşullarında uygulanabilir birekonomi politika önerdiği iddiası doğru mudur gerçekten?

Elinizdeki kitap, Kur'an ayetleri ve hadisler yanında yaşanan şeriat deneylerinden de hareketle, İslami ekonomi politiğin kapsamlı bir incelemesini yapmaktadır. İşte bu incelemeler sonunda sözü edilen iddiaların ne yazık ki dayanaksız olduğunu göstermektedir.

İçindekiler;

-Genel Osmanlı İslamiyetin Ekonomik Karakteri
-Şeriata Göre Kölecilik ve Talancılık
-İslamiyette Faiz Karşıtlığı ve Anlamı
-İslamiyetin Refahla Şükür Arasında Kurduğu Bağıntı
-İslamiyette Çalışmakla Zenginlik Arasındaki İlişki ve Miras
-Şeriat, Sınıflı Bir Toplum Düzeni Öngörür
-İslamiyet Sınırsız Eşitsizliği Meşru Görür
-İslamda Sosyal Adalet Öngörülmüş müdür?
-İslamiyette Vergi Sistemi ve Zekâtın Anlamı
-İslamiyette İşçi İle Sermayedar İlişkisi
-İslamiyet Tüccarlığı Yüceltiyor
-Piyasacılık İle Müdahalecilik Arasında İslam
-Şeriatçı Ekonomik Söylemin Mantıksal Açmazları
-İslamiyet Âdil Bir Toplum Kurma Yeteneğine Sahip midir?

John Freely - Anadolu'da Yunanlılar


John Freely - Anadolu'da Yunanlılar

Troya Savaşı'ndan İstiklal Harbi'ne Anadolu'da Yunanlılar


Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu’da yaşayan en büyük halklardan biri Yunanlardır ve bu topraklarda yüzyıllarca bir arada var olan Türklerin ve Yunanların tarihi iç içe geçmiştir.

John Freely, Anadolu’daki Yunanların hikâyesini en başından, Troya Savaşı’ndan başlayarak anlatıyor. Ve 3000 yıllık bu tarihin İstiklal Harbi ve hemen ardından 1923’teki Nüfus Mübadelesi’yle son bulmasına dek bu topraklarda yeşeren medeniyetin, kudretli hükümdarların, tekrar tekrar kurulan kentlerin izlerini ustalıkla sürüyor.

PDF İNDİR

















Altan Öymen - Bir Dönem Bir Çocuk


Altan Öymen - Bir Dönem Bir Çocuk

Bu kitapta Altan Öymen'in çocukluğuyla birlikte, 1930'lu 1940'lı yılların hikayesi var. Dönem çok ünlü bir dönem. Konuları arasında İkinci Dünya Savaşı'nın öncesi var, kendisi var, sonrası var. "Savaşa girdik, giriyoruz" günleri, Trakya sınırındaki köprülerin atılması, İstanbul'un boşaltılması, "Karartma Geceleri", opera geceleri, Köy Enstitüleri devrimi, Irkçılık-Turancılık davası, Tan gazetesinin basılması, çok partili hayatın ilk seçimi, dönemin olayları arasında. Dönemin adı geçenleri arasında da, Atatürk'ten İnönü'ye, Churchill'den Stalin'e, Hitler'den Mussolini'ye, Roosevelt'ten Nazım Hikmet'e, Sabahattin Ali'den Nihal Atsız'a kadar, zamanın birçok ünlü kişisi var. Tarzan, "Şirley", Münir Nurettin, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses, Arsen Lüpen, Cingöz Recai, Fenerbahçeli Cihat, Beşiktaşlı Hakkı da dahil... Ve tabii, Altan Öymen'in babası Hıfzırahman Raşit, annesi Nezaket Öymen, kardeşleri Örsan Öymen ve Gülden (Öymen) Hacaloğlu da, yazarın anlattığı kişiler arasında.










 
SUPPORT / DESTEK : ATLAS
Copyright © 2014 E KİTAP