Güler Kazmacı - Yatakta Keramet Var
İnsanlar için yatak birbirini sahiden tanımamın, yüreğinin
en içine dokunmanın, geçmişin acılarını kavrayıp geleceğin umutlarını
beslemenin ve bütün gizlerini açmanın "ilk" zamanıdır.
İnsanların cinselliğini sadece üremek üzere yaşadığını düşünmüyorum.
Öyle olsaydı hayvanlardaki çiftleşme mevsimleri gibi bizim
için de bir “sevişme takvimi” olurdu ve başka zamanlarda asla cinsel uyarı
duymazdık.
Dahası yine o vakit, aşk gibi bütün duyguların ayaklandığı
bir yaşam zirvesi yaşanmazdı, kıskançlık gibi yakıcı duygular var olmazdı,
ihanet gibi insan hayatını karartan durumlara düşülmezdi ve yatakta ruhlarımızla
konuştuğumuz o “özel dil” oluşmazdı.
İnsanlar için yatak, birbirini sahiden tanımanın, yüreğinin
en içine dokunmanın, geçmişin acılarını kavrayıp geleceğin umutlarını
beslemenin ve bütün gizlerini açmanın “ilk” zamanıdır.
Çünkü yatak, insanın sadece bedeninin değil ruhunun da
soyunduğu yerdir.
Ve eskilerin “nikahta keramet vardır” sözünü, o yıllarda
insanların evlenmeden evvel birbirlerini gerçek anlamda tanıyacakları yer olan
yatağa henüz girmedikleri için söylediği düşünülürse, artık çağımızda “yatakta
keramet var”!
Ama tabii bazen “melanet” de bulunuyor!
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.