Aslı Vatansever & Meral Gezici Yalçın - Ne Ders Olsa
Veririz
Akademisyenin Vasıfsız İşçiye Dönüşümü
"En az 16 saat ders yükü, kart basma, projeler,
danışmanlıklar… burada hem sekreterlik yapıyoruz, hem memurluk yapıyoruz… hem
de bir kolej öğretmeni gibi olabildiğince çok derse giriyoruz. Araştırmaya
zaman kalmıyor. (...) Yaratıcı projelerime maddi manevi destek
alamıyorum." "Ümit ediyorum doçentlikten sonra biraz rahatlayacağım.
Alıştım yani bu şartlara. (…) Depresyona girecek kadar değil... Birkaç saat,
bir gün sürüyor belki. Öyle beni fiziksel olarak hasta edecek, bunaltacak,
moralimi bozacak, ağlatacak boyutlara ulaşmıyor, ama... hani okuyoruz duyuyoruz
ya oraya gelebilir diye o yüzden söyledim." Akademisyenlik,
"sözde" saygın bir meslek; akademisyenliğe adım atanlar, hem bu
saygınlığın, hem de kendi entelektüel ilgilerinin peşinden gidiyorlar.
"Gönüllü bir çilecilik ve adanmışlıkla" giriyorlar bu yola. Ancak
akademik "iş"te, ağır bir emek sömürüsü ve güvencesizlik var.
Çalışanları manen de kemiren, hiçleşme duygusuna gark eden bir emek süreci var.
Aslı Vatansever ve Meral Gezici Yalçın, "sözde" vakıf
üniversitelerinde doruğa varan bu prekarizasyon sürecini inceliyorlar.
Ayrıntılı tasvirlerle, kapsamlı görüşmelere dayanarak ve analitik bir bakışla…
Alışma, umursamama, kabullenme mekanizmalarını, sınıf bilincinin ve örgütlenmenin
önündeki engelleri de mercek altına alarak…

Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.